Yıldız Kumarhanesi Ve Mercan Altunyan Çetesi

Eyşan’a olan aşkından ötürü, Ömer’i, kan kardeşini hapishaneye gönderen Cengiz, esasen dizinin de en belirgin kötüsü olarak öne çıkmaktadır. Yer yer çocuksu kişiliğine tanıklık etsek dahi, hiç beklenmedik anda içinden çıkan canavarla kan donduran Cengiz, her daim çıkarının peşinden giden bir adamdır. Türk dizi tarihinin en sevilen kötülerinden olarak anabileceğimiz Cengiz, hiç şüphe yok ki karaktere hayat veren Yiğit Özşener sayesinde fenomenler arasına adını yazdırmıştır. Sevdikleri için gözünü kırpmadan canını veren Kamil, şüphesiz sadakati ile hafızlarda yer etmiştir. Psikopat katil tanımlamasını sonuna kadar hak eden, serinkanlı ama bir o kadar da işinin ehli bir profesyonel olan Temmuz, dizinin en iyi yazılmış karakterlerinin başında yer alıyor. İlk sezonun ortalarında diziye dahil olan Azad, babası gibi sert, dediğim dedik ama bir o kadar da özgür ruhlu bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Dizideki her bir karakter için sorabileceğimiz iyi mi yoksa kötü mü kavramını, yalnızca tek bir karakter için sormak mümkün değil. En zor durumda bile karizmasından ödün vermeyen, sakinliğini asla terk etmeyen Temmuz, bir yan karakter olarak dahil olduğu ve en fazla hafızalarda yer eden isimlerinden olarak da hatırlanmaktadır.

özbekistan kumarhane var mı Öncelikle yüzbaşının mensubu olduğu aile ile silahlı kuvvetler olayın büyütülmesini ve rahatsız edilmeyi istememişti. Yıldız Kumarhanesi’nin savcılık tarafından suçüstü baskınla kapatılmasından bir gün sonra İstanbul’daki bir başka baskın haberi gündeme bomba gibi düşer. İtalyan Mario Serra’nın işlettiği Yıldız Kumarhanesi’nin savcılık tarafından suçüstü yapılarak mühürlenmesi ve ardından Tiyatro Sokağı’ndaki bir dairede Yıldız Kumarhanesi’ni soyma planı yapmak için toplanan Mercan Altunyan Çetesi’ne düzenlenen baskında çetenin iki elemanı ile iki polis müdürünün ölmesi gündemi aylarca meşgul eder. Ancak Yıldız Gazino’yu işleten Mario Serra ile Şehremini Emin Bey arasında imzalanan mukavelede kumarhaneye sadece ecnebiler girebilecekti. Töre kisvesi altında, öz kardeşini öldürmek zorunda kalan Tefo’nun yolu, hapishanede Ramiz Dayı ile kesişir. Kenan Birkan tarafından beyni yıkanan ve dedesi Ramiz Karaeski’yi öldürmek üzere yetiştirilen Sekiz, esasen tam bir ölüm makinesidir. Ömer’in estetik ameliyat sonucu dönüşmesiyle tanıdığımız bu adam, Ramiz Dayı’nın en has öğrencisi olarak arz-ı endam etmektedir. Evet, belki Ezel’in için Ömer’di ama dışı, onun bambaşka bir adama dönüşmesini kolaylaştırmıştı.

Bu davada sorumlu polis müdürlerine görevden el çektirilir ama skandal daha büyümesin diye bir ceza almazlar. Yurtdışında Osmanlı döneminde görev yapmış birçok üst düzey yöneticinin Ermeni suikastlarına kurban gitmesi ve eski bir sabıkalı olan ve ABD’de bir süre bir FBI polisinin hizmetinde çalışmış olan Mercan Altunyan’ın da Ermeni oluşu, ABD’den Türkiye’ye dönüş yapması ve içinde Vahan ve Ohannes adlarında iki Ermeni ile birkaç sabıkalı Türk’ün de bulunduğu bir çete oluşturması zaten başlı başına bir şayiaydı. Savcının tahkikatı, kumarhane salonuna sokmaması talimatı çerçevesinde yapması çok önemliydi. İlk olarak 2009 yılında ekranlara gelen ve o gün bugündür de popülaritesinden zerre kaybetmeyen bu diziyi, dilerseniz hep birlikte inceleyelim. Cumhuriyetin henüz 4. yılında meydana gelen birbiriyle bağlantılı iki polisiye olay nedeniyle Türkiye, Hollywood aksiyon filmlerini aratmayan günler geçirecektir. Günlerce haftalarca basını ve kamuoyunu meşgul eden olay hakkında binbir yorum ve şayia ortaya atılmıştır. Ta ki Ezel ortaya çıkana kadar! Ceza almaları ancak bir başka olayda rüşvet ve haraç aldıkları ortaya çıkınca gerçekleşir.

Ona bambaşka bir yüz, bambaşka bir kimlik verdi. Artık Ömer için bambaşka bir adam olma, intikam ateşiyle yanıp kavrulmanın tam vaktiydi. Ömer geliştikçe gelişti, içindeki intikam ateşi kavruldukça kavruldu. Özellikle Dayı’dan ayar üstüne ayar yiyen Kerpeten Ali, Ezel’in intikam planı içerisinde oradan oraya savrulur. Ben Ali değilim, ben Ezel değilim, ben Ömer değilim… Bir bakıma Dostoyevski’nin Suç ve Ceza kitabını kendi içinde yaşar Ali. Kenan Birkan gibi acımasız, gaddar ve eli kanlı bir adamdı. Siniriyle ön plana çıkan ve fevri davranışlarıyla kaybetmeye hep mahkûm olan bir kötü o esasen. Kötü kelimesinin vücut bulmuş hali, kurnazlığın somut resmidir o. Artık gerçek kimliği açıklama vaktidir! O, her ne kadar Ömer’e ihanet eden ekibin içinde yer alsa da, gerek tavrı gerekse samimiyetiyle herkesin gönlünü geri kazanmayı başarmış sempatik bir bıçkın delikanlıdır. Ömer ise o temiz günlerin saf bir hatırası olarak herkesin hayatındaki yerini sağlamlaştırmıştı. Bu arada çatışmada şehit düşen polisler büyük bir cenaze töreni ile son yolculuğuna uğurlanmış, şehitlerin aileleri için yardım kampanyaları düzenlenmiş, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal de İstanbul polisini takdirname ile ödüllendirmiştir.

Diğer Yazılar